<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Hayatı Oyalayın</title>
	<atom:link href="http://themis.virgullu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://themis.virgullu.com</link>
	<description>Themis - Hayatı Oyalayın</description>
	<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 21:05:52 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>hastane önünde incir ağacı</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2010/03/04/hastane-onunde-incir-agaci/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2010/03/04/hastane-onunde-incir-agaci/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 21:01:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=230</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluğumun yokluk yıllarıydı
Her şey için uzun uzun beklediğimiz yıllar
Karanlıkta otururduk geceleri
Mum ışığında anlatırlardı
Acıklı hayat hikâyelerini
İki elim yanaklarımda
Usul usul ağlardım yalnız kalmış gurbet gelinlerine
Çocuk kalbim dua ederdi
Türkülerle evimize gelen geçmişlerine
Annemin sesiyle dinlemiştim bunlardan birini:
Hastane önünde incir agaci,
Doktor bulamadi bana ilaci,
Baş tabip geliyor zehirden acı,
Garip kaldim yüregime dert oldu,
Ellerin vatani bana yurt oldu.
İsmi neydi acaba hastane önündeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğumun yokluk yıllarıydı<br />
Her şey için uzun uzun beklediğimiz yıllar<br />
Karanlıkta otururduk geceleri<br />
Mum ışığında anlatırlardı<br />
Acıklı hayat hikâyelerini<br />
İki elim yanaklarımda<br />
Usul usul ağlardım yalnız kalmış gurbet gelinlerine<br />
Çocuk kalbim dua ederdi<br />
Türkülerle evimize gelen geçmişlerine<br />
Annemin sesiyle dinlemiştim bunlardan birini:</p>
<p>Hastane önünde incir agaci,<br />
Doktor bulamadi bana ilaci,<br />
Baş tabip geliyor zehirden acı,</p>
<p>Garip kaldim yüregime dert oldu,<br />
Ellerin vatani bana yurt oldu.</p>
<p>İsmi neydi acaba hastane önündeki ağaca ağlayanın?<br />
Fikriye mi, yoksa Kiraz mı, Hacer mi, Fidan mı?<br />
Neydi çare bulunmaz hastalığı,<br />
Neden kimse yoktu, neden kendi omuzladı,<br />
Baş tabibin O&#8217; na fısıldadığı acıyı?<br />
Yoktu bu sorularımın cevabı<br />
Belli ki kendiyle bir başına kalmış<br />
İnce ince yakmıştı bu ağıdı.</p>
<p>Mezarımı kazın bayıra düze,<br />
Yönünü çevirin sıladan yüze,<br />
Benden selam söylen sevdiğinize,</p>
<p>Başını koysun karalar bağlasın,<br />
Gurbet elde kaldım diye ağlasın.</p>
<p>Çocukken bir tek ince hastalıktan ölünür sanırdım.<br />
Dilini ve yönlerini bilmediğim bir ülkede<br />
Metroların rüzgârında anladım<br />
Hasretten de ölünebileceğini.<br />
Ve gördüğüm her boş alana<br />
Eksiksiz çizebileceğimi özlediğim her bir şeyi<br />
Beni yabancı sayarken aslında bana yabancıların<br />
Yüzlerinde tanıdım kendimle bir başıma kalmayı<br />
Çocukken bir tek ince hastalıktan ölünür sanırdım.<br />
Hasretten de ölünürmüş anladım..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2010/03/04/hastane-onunde-incir-agaci/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>katık</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2010/02/14/katik/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2010/02/14/katik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 18:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=221</guid>
		<description><![CDATA[Katık nedir?
Katık, geri dönüşüm işçileri tarafından 2007 yılından itibaren çıkarılmaya başlanan dergidir. 2008 yılı Eylül ayında altıncı sayısını yayınlamıştır. Mottosu &#8220;Kapitalizmi tarihin çöplüğüne atmayın beş para etmiyor&#8221; olan dergide temel olarak atık kâğıt işçilerinin kalemlerinden çıkan yazılara yer veriyor. Geri dönüşüm işcisinin yaşamının zorluklarından, örgütlenme çabalarına, babadan oğluna yazılan mektuptan, sevgiliye yazılan aşk şiirine kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Katık nedir?</p>
<p>Katık, geri dönüşüm işçileri tarafından 2007 yılından itibaren çıkarılmaya başlanan dergidir. 2008 yılı Eylül ayında altıncı sayısını yayınlamıştır. Mottosu &#8220;Kapitalizmi tarihin çöplüğüne atmayın beş para etmiyor&#8221; olan dergide temel olarak atık kâğıt işçilerinin kalemlerinden çıkan yazılara yer veriyor. Geri dönüşüm işcisinin yaşamının zorluklarından, örgütlenme çabalarına, babadan oğluna yazılan mektuptan, sevgiliye yazılan aşk şiirine kadar geri dönüşüm işcisinin yaşamının tüm kesitleri Katık dergisinin sayfalarında yer buluyor. Dergi hem akademik çevrelerin hem de medyanın dikkatini çekmeyi başarmıştır.</p>
<p><a href="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2010/02/katik.jpeg"><img class="alignleft size-medium wp-image-224" title="katik" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2010/02/katik-300x200.jpg" alt="katik" width="300" height="200" /></a>&#8216;İki meslek var ki &#8216;Niye yapıyorsun&#8217; denmez &#8216;Nasıl düştün&#8217; denir. Biri hayat kadınlığı, öteki çöp toplayıcılığı. O kadar görünmeziz ki, sayımız bilinmez&#8217; diyor Katık dergisini çıkaran Ali Mendillioğlu. Atık toplayıcılarının dergisi Katık, reklamsız-sponsorsuz 5 bin satıyor..(Mehmet Özdoğan)</p>
<p>“&#8230;Yorucu bir gün sizler için ama bizim için yeni başlangıç&#8230; Şöyle bir bakın sağınıza solunuza, bir çöp konteynırının yanına, bir marketin çıkış kapısına, görüp fark edeceksiniz bizi.”<br />
Bu cümle, sokaklardan çöp toplayıp satan ‘geri dönüşüm işçilerinin’ çıkardığı ‘Katık’ dergisinden bir alıntı. Onların bir dergileri, üstelik bir dernekleri de var. Her şey, kimliklerinin ve vatandaşla, belediyeyle, hayatla sorunlarının daha ‘görünür’ olabilmesi için.<br />
Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı ve Katık Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni Ali Mendillioğlu, bu yayının dünyadaki tek örnek olduğunu söylüyor. Derneğin Ankara, Diyarbakır ve Adana da şubeleri var. İstanbul’da da bir şube kurmaya çalışıyorlar. Tam 400 aktif üyeleri var.<br />
Derginin bir sponsoru yok. Reklam da almıyorlar ama tirajları 5 bine dayanmış.<br />
Sekizinci sayısına ulaşan ve “Paramız oldukça çıkarıyoruz” dedikleri Katık’ın sloganı da içeriği kadar çarpıcı:<br />
‘Kapitalizmi tarihin çöplüğüne atmayın, beş para etmez!’</p>
<p>Sokakta dayak var<br />
Ali Mendillioğlu’nun verdiği bilgiye göre, atık toplayıcıları lisanslı şirketler ve belediyelere karşı da varlık yokluk savaşı veriyor. Hatta Ankara’da 60 işçi bu saldırılarda yaralanmış:<br />
“Lisanslı şirketler parayı fark edip bir süre önce sektöre dahil oldular. Şirketler, topladığınız ne varsa bize satın diyorlar. Bir miktar kâğıdı 10 liraya başka şirkete satabileceğimiz halde, onlar 4-5 lira veriyorlar. Zorunlu tekelleşmeyi kabul etmeyince ne hikmetse belediyeler devreye giriyor. Sadece Ankara’da 60’a yakın arkadaşımız saldırıya uğradı.”<br />
İddiaya göre, Ankara İskitler’deki dört atık deposu için Altındağ Belediyesi yaklaşık 1.5 yıl önce gönderdiği dört ayrı tebligatla depoların boşaltılmasını istedi. Belediye buraları kum deposu yapmak istiyordu. 21 Ağustos’ta yıkıma geldiler. Çağdaş Hukukçular Derneği’nin de desteğini alan işçiler, işlemin yasadışı olduğunu savunsa da iş makinaları hafriyatları işçilerin yatakhanelerinin de bulunduğu depolara döktü. Mendillioğlu’na göre bu davranış şu demekti: “Yetkimiz olmasa bile sizi canınızdan bezdirip, buradan süreceğiz.”<br />
Kâğıt işçileri o günden bu yana, depolarına sahip çıkmaya çalışıyor, kavgalarını sürdürüyorlar.<br />
İskitler’de çalışan işçilerden Kazım Çağır, o günleri şöyle anlatıyor: “Bir sabah kalktım ki cadde zabıta ve damperli arabalarla dolu. Kokulu harfiyatı alıp, kapımızın önüne döktüler. Zabıtalara ‘Ben ve çocuklarım kâğıtçılık yaparak geçimimizi sağlıyoruz bu depoda. Hiç olmazsa yattığımız kapının önüne dökmeyin’ dedik. Her yere döktüler. Bir hafta içeri giremedik. Cereyansız sokakta bir hafta yattık. Üstümüzden sıçanlar başı boş gezen köpekler geçti.”<br />
Ali Mendillioğlu dergiyle bütün atık toplayıcılarını kucaklamak istediklerini söylüyor:<br />
“Dünyada iki iş var ki, ‘Niye yapıyorsun’ diye sorulmaz, ‘Neden düştün’ diye sorulur. Bunlar, çöp toplayıcılığı ve hayat kadınlığı. O kadar görünmeziz ki, sayımız hakkında kimsenin bir fikri yok. Onbinlerden bahsedebiliriz bu mesleği yapan, meslek denirse tabii&#8230; Anlatacağımız çok şey var. Depolarda paramparça kâğıtların içinde ne şiirler ne hikâyeler bulduk.<br />
Yoksulluğun en sembolik halidir geri dönüşüm işçileri. Her şeyini kaybetmiş, soylu bir ailenin çocuğuna da ekmek çıkar çöpten, halkın tinerci dediği 10-15 yaşında gençlere de. Hatta ek iş olarak yapan evini geçindiremeyen devlet memuruna bile.. Ancak toplayıcıların çoğu eski mahkûm. Hapisten çıktıktan sonra toplumun dışına itilen kişinin ekmeğini çöpten çıkartmaktan başka çaresi kalmıyor. Kazandığımız paralara gelince, günde 15 saat çalışıp 15 lira kazanabildiysen ne mutlu sana..”</p>
<p>‘Bir apartman altında sosyal adaleti kurduk’<br />
Yusuf, genç yaşta atık işçisi olup sokaklara düşenlerden. Ancak ilköğretimi bitirebilmiş. Ankara’da kâğıt toplayıp karnını doyurmaya çalışıyor:<br />
“19 yaşında, Hakkâriliyim. Kâğıt toplarken bazen benim yaşımda gençlere bakıyorum. Onlar temiz, rahat, dünyadan haberleri yok. Ev geçindirme sıkıntıları yok. Keyif sürüyorlar. Düşünüyorum da; ben niye dünyaya gelirken böyle şartlarda gelmedim. Hayatım, onların aksine, zabıtadan kaçıp bu günü nasıl kurtarabilirim, karnımı doyurabilecek miyim acaba diye sormakla geçiyor.”<br />
‘Adanalı Can Baba’ 43 yaşında. Asıl adı Eyüp Can. Hayatı cezaevlerinde geçmiş. Kan davası. 16’sında hapse giriyor. Birkaç senede çıkıyor ama dışarısı bildiği gibi değil. Ailesine öfkesi, başka suçlara yönlendiriyor. Eşi hamileyken, çocuğunu göremeden yine hapislik:<br />
“1996’da çıkıp suça tövbe ettiğimde, çocuklarım benimle aynı masada yemek yemediler. Sokakta görüp yanlarına gittiğimde tanımamazlıktan geldiler. Kaç kez silahı dayadım şakağıma, çekemedim tetiği. Başka işlerde tutunmaya çalıştım, olmadı. Tek çare kaldı; atık işçiliği. Apartman altında, Türkiye’nin arzu ettiği sosyal adaleti kurduk. Ben elime 10 yaşında ‘hırsız’ gelen çocuğa, çöp toplamayı sevmeyi, namuslu paranın çöpten de çıkacağını öğrettim. 300-500 işçimi her gün besledim&#8230; Adana’ya geri döndüm. Çocuklarımın biri eczacı olmuş, biri öğretmen. Gurur duyuyorum onlarla. Sokakta görüyorum bazen, gidemiyorum yanlarına. Onlar başka bir hayatta büyümüşler; şimdi fark ediyorum.”<br />
Ve Mehmet&#8230; Mehmet, Katık’ın altıncı sayısında hikayesini şöyle anlatmış:<br />
“İsmim Mehmet. Dergi için yazı topladıklarını söylediler. Ben de yazıları toplayan abla gelince, herkesten gizli yazdığım şeyleri utanarak gösterdim.<br />
(&#8230;) Abla, “demek sen zaten bir yazarsın” dedi. Kâğıtçıdan yazar olur mu ki, demek istedim ama aslında ben de inanmıyorum ki kâğıtçı olduğuma. Sanki başkası kâğıtları topluyor, bense sürekli hayal ediyorum, kafamda sesler oluyor. Gerçek ben hangisi, bazen ben de karıştırıyorum. (&#8230;) Ablaya çöpten çıkan kitapları okuduğumu söylemiştim. O da şaşırmıştı. Bazen okuyorum, sonra dalıp gidiyorum. İçime tuhaf bir duygu gelip yerleşmiş: Sanki ben kâğıt toplamak için doğmamışım. Ama şu dünyanın sırrını da sanki çöplerin içerisinden çıkaracakmışım gibi geliyor.”</p>
<p>Haberin kaynağı : <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=980266&amp;Date=14.02.2010&amp;CategoryID=77">http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&amp;ArticleID=980266&amp;Date=14.02.2010&amp;CategoryID=77 </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2010/02/14/katik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>tıkırında</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2010/02/04/tikirinda/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2010/02/04/tikirinda/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 21:59:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=214</guid>
		<description><![CDATA[ehe ehe.. galatasaray üniversitesi&#8217;nde kamu hukuku bölümünde yüksek lisansa başvurdum ve kabul edildim:) artık yoluna giriyor her şey galiba. ağustostan beridir kafam hiç bu kadar rahat ve gelecek planlarım bu kadar net olmamıştı. hep diken üstündeydim; yeni mezun olmanın verdiği acemilik, 4 yılda hukuk bitirip yine de bir şey bilmediğini sanmak, güvensizlik, adım atarken bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color: #ffffff;">ehe ehe.. galatasaray üniversitesi&#8217;nde kamu hukuku bölümünde yüksek lisansa başvurdum ve kabul edildim:) artık yoluna giriyor her şey galiba. ağustostan beridir kafam hiç bu kadar rahat ve gelecek planlarım bu kadar net olmamıştı. hep diken üstündeydim; yeni mezun olmanın verdiği acemilik, 4 yılda hukuk bitirip yine de bir şey bilmediğini sanmak, güvensizlik, adım atarken bu olmazsa diye b planı (hatta c ve d planı) yapmak&#8230; o kadar yormuş ki bunlar beni şimdi rayına girince bir şeyler daha mutluyum:) okul, iş, aşk, ev, aile&#8230; her şeyle ilgili güzel planlarım var, bunların da sorunsuz işlemesini umuyorum..</span></h3>
<h3><span style="color: #ffffff;">bu arada stajım şu aşamalardan geçti: ağır ceza mahkemesi stajımdan sonra (1 ay) asliye cezadaki başladı (15 gün), sonra sulh ceza (15 gün), sonra sulh hukuk (15 gün) bitti. şimdi 1.5 aylık bir staj var, onda da asliye ticaret mahkemesini seçtim.daha dün başladı ticaretteki stajım. o da bitince 1 aylık icra stajım var ve böylelikle ilk 6 aylık kısmı tamamlamış olacağım. ikinci 6 ayımız bir hukuk bürosunda çalışarak geçecek (halihazırda çalışıyorum da, o zaman baroya bildirmiş olacağım işi). ikinci 6 ayda bitirme tezi diye bir tez de hazırlanacak baroya sunulmak üzere. ve 1 yılın sonunda av. stajımı bitirdiğim için gerekli evrakları toplayınca, gerekli paralarını yatırınca avukat unvanını alacağım. </span></h3>
<h3><span style="color: #ffffff;">bana da bu yazıyı okuyan sana da BAŞARILI ve huzurlu bir hayat diliyorum.. </span></h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2010/02/04/tikirinda/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>2 yaş kız çocuğu</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2010/01/18/2-yas-kiz-cocugu/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2010/01/18/2-yas-kiz-cocugu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 22:35:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=207</guid>
		<description><![CDATA[


bizzat yeğenimle 0-2 yaş arası çocuk bakımını öğrendim. bebeklikten 2 yaşa kadarki tüm aşamaları biliyorum artık. yemeğinden, bezinden, kıyafetinden, oyuncak seçimden hatta bedensel ve zihinsel gelişiminden de haberdarım. aslında o kadar çabuk büyüyorlar ki.. yeğenimin boyunun uzadığını uyumak için ayağımdaki yastığa yatırdığımda daha net anlıyorum artık ayakları karnıma değiyor:) yada işe giden annesinin peşinden artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">bizzat yeğenimle 0-2 yaş arası çocuk bakımını öğrendim. bebeklikten 2 yaşa kadarki tüm aşamaları biliyorum artık. yemeğinden, bezinden, kıyafetinden, oyuncak seçimden hatta bedensel ve zihinsel gelişiminden de haberdarım. aslında o kadar çabuk büyüyorlar ki.. yeğenimin boyunun uzadığını uyumak için ayağımdaki yastığa yatırdığımda daha net anlıyorum artık ayakları karnıma değiyor:) yada işe giden annesinin peşinden artık ağlamıyor da annesine el sallayıp &#8220;deyee anne ditti.&#8221; diyip bilgi veriyor bana (deye: teyze). ne çabuk büyüyorsunuz yahu..</span><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"> </span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">bir de kız çocuğu şımarmayı daha iyi biliyor galiba, numara yapmayı, kendini sevdirmeyi daha iyi kıvırıyor bence. kızdığımız zaman gülerek o şeye devam ediyor bizimki, yada &#8220;hayır nida yapma&#8221; diyince inadıma gidip yasak başka bir şeyi elliyor ve gözümün içine bakıyor aynı anda.. ne kadar hayranım şu çocukların zekasına anlatamam. sen ben şuan mantıklı düşünüp cümle kurabiliyoruz ama hayata sıfırdan gelip öğrenen bir canlı bu ve her gün yenilik ekliyor o beyne ve hafızaya kaydediyor. mükemmel bir doğamız var gerçekten. 5 yaşına kadar öğrendiğimiz bilgi hayatımızın geri kalanında öğrendiğimizden çok daha fazla diye okumuştum bir yerde. çok mantıklı değil mi?</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">2 yaşındaki kız çocuğuna gelelim.. kıyafetlerini artık kendisi çıkarabiliyor, tam düzgün yapamasa da giyebiliyor da. ailedeki kişileri, akrabaları, komşuları,arkadaşlarını tanıyor. sevmediğini, yapmak istemediğini çok net belli ediyor. kitaplardaki nesneleri öğreniyor, sayıları öğreniyor ve hatta ingilizce &#8220;va, du, dri, fo&#8221; diyebiliyor:) ayrıca çevremden en net duyduklarımdan biri de &#8220;kendi kendime yaparım&#8221; tripleri var bu çocukların. kendim yerim, kendim giyerim, kendim taşırım sehpayı, kendim su içerim.. her şeyi yardımınızı reddederek yapmak çabasındalar. yemek kısmı çok temiz geçmiyor tabi bu&#8221; kendi&#8221; olmaların.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">aslında bir de çağımızın engellenemez durumu var ortada televizyon ve bilgisayarlar.. benim annem bilgisayarla 40 yaşında tanıştı. ablam üniversitede, ben ortaokulda, bir kuzenim ilkokulda, nida ise 1 yaşında. en tehlikelisi nida için elbette. çünkü 4 yaşına gelince (belki de daha erken) internetten oyun oynamak isteyecek şu meşhur oyun sitelerinden. ve kendine ait bilgisayar isteyecek odasında, oyun oynarken kafayı yiyecek belki de. inanın çok korkuyorum bunları düşündükçe. aileye düşüyor tüm görev. anne baba limitini koymak zorunda her şeyin. yemek zamanı masada oturulacak, oyun zamanı odada gibi.. ama yemeği bilgisayar başında istiyorum derse işte sınırlama orada olmalı. neyse bu arada bunları söylemek kolay da uygulamak mı zor diyorum bazen. ben de aman yesin de nerede yerse yesin diyip her istediğine evet mi diyeceğim çocuğumun? yada yeter ki ağlamasın diyip her istediğini verecek miyim eline? yok yaa yapamam ben galiba.. çiçi&#8217;yi duyar gibiyim: &#8221; yok canım sen uygularsın kurallarını kesin&#8221; <img src='http://themis.virgullu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> uygularım dimi çiçi? çocuk yapmak işin en kolayı sanırım (tabi sağlık açısından engeli olmayanlar için konuşuyorum, aksi halde bir çocuk sahibi olmak en zor kısmı olabiliyor). asıl iş de yetiştirmesinde. onun terbiyesini ve eğitimini verebilmekte. sırf çocuğuma zaman ayırıp onu düzgün yetiştirmek için işime ara vermeyi düşünürüm ben.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">bir de çocuk yetiştirmede baba boyutu var. babalar hamilelikten doğuma kadar çok heyecanlı olurlar. henüz baba olmanın anlamını çözemezler, doğum anında &#8220;allah&#8217;ım hiç bir şey yapamıyorum ne kadar gereksizim şuanda&#8221; diye düşünürler. çocuk doğunca da &#8220;baba&#8221; kelimesinin asıl manasını hissederler. anneliğin kutsallığı tartışılmıyor ama babaların da hakkını yememek lazım;)</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">anne yada babadan biri çocuk yetiştirmede başarılı olamıyorsa, beceremiyorsa bunu kabullenmeli ve diğerinden yardım istemelidir. yada ikisi de başaramıyorsa 3. kişiden yardım alınmalı. örneğin bir baba çocuğun oyun saatini verimli geçiremiyorsa onunla, sadece ona &#8220;bugün resim yapacağız&#8221; diyip çocuğu belki de sıkarak eğlence yerine ona eziyet gibi zaman geçirtmemeli, eğer böyle ise müdahale edilip anne yada birisi tarafından yanlış yaptığı aslında çocuğa resim yerine çocuğun seçtiği bir oyunu oynatmalı. yada bir anne yemek yediremiyorsa çocuğa, direniyorsa sürekli ağlıyorsa çocuk, baba girmeli devreye ve oyun gibi masal gibi şeylerle çocuğun yemek saatinde yardımcı olmalı anneye. işte tüm aşamaların tek gerekeni &#8220;sabır&#8221;.. daha yeni doğduğunda gece uyanmalarından, bilinçli birey olup hata yaptığı her ana kadar sabırlı olmalı aile. sabredip yanlışa göz yummak değil kastım, doğruyu öğretmedeki sabır bu dediğim. çünkü küçükken sevgi görmeyip sabırsızlık sonucu bağırılarak, hatta dövülerek yetişen çocukta o kadar ciddi zedeler oluyor ki farkedemesek de, sonradan yetişkin olduğunda bilinçaltı oluşmuş oluyor o kişinin ta çocukken. mesela çocuğa &#8220;yapma kızım, hayır&#8221; demek yerine &#8220;yeter artık yapma kızım off&#8221; diye bağırınca (çocuk anlasın yada anlamasın) hem ebeveynin sinir hücreleri zedeleniyor hem de çocuğun bilinçaltı. çok uzun sürer bu yazı sıkmayayım en iyisi.. prof. gibi konuştum sanmayın sadece 2 yılda öğrendiğim şeyleri anlattım. anlattıklarımın hepsini yaşadım sanmayın duyduklarım da oldu.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">kısaca ilk 2 yıldaki süreçten bahsedersek çocuğun büyük bir sabırla büyütülmesi gerekiyor ve her adımında onu kollamak gerekiyor. her iki anlamada bu kollamak. yani hem ya düşerse diye  hem de bakayım masaya götür dediğim şeyi götürebiliyor mu diye peşinden gitmeliyiz.</span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;"><span style="font-size: 13.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-latin;">çocuklar çok değerlidir hayatlarımızda ve çok sevimli varlıklardır. onlara ne el kalkabilir, ne de ses yükselebilir. bunları yapmadan önce pişman olacağınızı unutmayın ve lütfen sabırla yaklaşın çocuklara.. anlamıyorsa anlatın yanlışını, anlamayacak kadar küçükse zaten hata tamamen sizde demektir. çünkü o daha bir çocuk..</span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 13.0pt; line-height: 115%;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2010/01/18/2-yas-kiz-cocugu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>uyku yetmezliği</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/12/29/uyku-yetmezligi/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/12/29/uyku-yetmezligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 19:10:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=202</guid>
		<description><![CDATA[akşamlar niye yetmiyo hiç bir şeye?? ve sabahlar niye bu kadar çabuk oluyor??
 &#8221;bir sana bir de sabah uykusuna hasretim&#8221; lafını şimdi anlar oldum, kamyoncu amca çok haklıymışsın bea! 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffffff;">akşamlar niye yetmiyo hiç bir şeye?? ve sabahlar niye bu kadar çabuk oluyor??</span></p>
<p><span style="color: #888888;"><span style="color: #ffffff;"> &#8221;bir sana bir de sabah uykusuna hasretim&#8221; lafını şimdi anlar oldum, kamyoncu amca çok haklıymışsın bea!</span> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/12/29/uyku-yetmezligi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>enee çalışmaya başladım:)</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/12/08/enee-calismaya-basladim/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/12/08/enee-calismaya-basladim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 15:57:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[dün itibariyle iş hayatına girmiş bulunuyorum. 16 yıllık öğrenci hayatım artık bitti diyebilirim (yüksek lisansı saymazsak şuan). okul bitsin hayata atılın bir, görün siz zorluğu, geçim sıkıntısını, diyen büyüklerime şuanda hak veremiyorum:)  çok şükür 2 günlük tecrübelerimden bir sıkıntım yok:))
uzun zaman yazamamamın nedeni şu ales ve kpds&#8217;nin başıma bela olmalarıydı. hemen ardından adli yargı sınavı çıktı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>dün itibariyle iş hayatına girmiş bulunuyorum. 16 yıllık öğrenci hayatım artık bitti diyebilirim (yüksek lisansı saymazsak şuan). okul bitsin hayata atılın bir, görün siz zorluğu, geçim sıkıntısını, diyen büyüklerime şuanda hak veremiyorum:)  çok şükür 2 günlük tecrübelerimden bir sıkıntım yok:))</p>
<p>uzun zaman yazamamamın nedeni şu ales ve kpds&#8217;nin başıma bela olmalarıydı. hemen ardından adli yargı sınavı çıktı, ondan da sonra işe girdim. bir büroda avukat yanında çalışıyorum. bu arada hala ales ve kpds açıklanmadı. gerçi aciliyeti yok, açıklanmasınlar zaten. çünkü bizim okul 2. dönem için yüksek lisans programı açmıyormuş. dilekçeme çok üzgün bir cevapla bildirdiler bunu bana. adli yargıdan da zaten ümidim yok, insan çalışmayınca ümitsiz olması da çok normal galiba:) ama cevaplardan hatırladığım kadarıyla 45-50 arası bir şeyler alıyorum hiç çalışmadığım haliyle.  ankaraya gidip geldim bu sınav vesilesiyle de ve ilk kez gitmiş oldum. ankara&#8217;yı ayrıca bir yazıda anlatmak istiyorum. hiç hoşuma gitmedi o şehir. </p>
<p>istanbul&#8217;a döndüm pazar günü ve pazartesi herkese ilk iş günüdür ya benim de gerçekten İLK iş günümdü:) çünkü ben hayatımda ilk defa çalışıyorum. avukatlarımız karı-koca ve çok samimi davranıyorlar. bir stajyer daha var bir de sekreterimiz yani 5 kişiyiz büroda. dün ilk günümdü diye pek bir şey yaptırmadılar desem koca bir yalan olur. çünkü büyük bir iş almışlar direkt balıklama daldım işe:) tabi önce fax ve fotokopiyi, dosyalar nerde, icralar nerde, odam nerde;) bunları öğrendim.</p>
<p>bu arada evet bir odam var:) ben bi masaya sıvışırım diye umarken bildiğin oda verdiler bana da. hatta masam da büyük ve koltuk falan da var. biraz üşüdüm 2 günde ama benim ince giyinmemden de olabilir yada kombinin ısısı henüz bana yanaşmadı.</p>
<p>yaptığım şeyleri öğrenmek ve unutmamak için dikkatle takip ediyorum. şunu yaz diyolar belki ama ne yazıyorum, bunun içeriği nedir diye de bir bakıyorum. ilk günden icra takibi başlattım ve ödeme emri gönderdim:) işi iyi bilen aman çok zor da sanki öğrendiğiyle hava atıyor diyebilir ama ben hiç bilmediğim için ilk günden bunu yapmak gururlandırdı beni. vaay yaptım işte dedim:)</p>
<p>stajımdan bahsedersek biraz şuan 2.ayımdayım. ilk 15 gün genel soruşturma bürosundaydım, sonraki 15 gün 11.vergideydim. yaklaşık 20 gündür de 7.ağır cezadayım.10 gün sonra da ağır ceza bitecek. gerçi ağır ceza hiç bitmesin istiyorum çünkü davalar çok eğlenceli:) evet insanlar hapse giriyor belki bu davalar sonunda ama olaylar ve şahıslar bazen komik oluyor. en güzeli de aralarda stajyerlerin dışarı çıkmaması:) tartışmaları da izlemiş oluyoruz ve hakimlerin aralarındaki sohbeti de dinleyip olayı daha iyi kavrıyoruz. bir yazımda da ağır cezada gördüğüm duruşmalardan örnekler vermeyi düşünüyorum.</p>
<p>5 dk. sonra işten çıkacağım için son vereyim bu yazıya.bundan sonra fırsat buldukça böyle boş olduğum zamanlarda yazmaya devam edeceğim. çünkü özledim yazmayı:)</p>
<p>kalın sağlıcakla..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/12/08/enee-calismaya-basladim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>stj.av.</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/10/21/stjav/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/10/21/stjav/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 18:16:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=196</guid>
		<description><![CDATA[1 haftalık stajyer avukatım:)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1 haftalık stajyer avukatım:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/10/21/stjav/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>cheap trick-voices</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/10/14/cheap-trick-voices/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/10/14/cheap-trick-voices/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 21:37:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[you didnt know what you were looking for
till you heard the voices in your ear.
hey, its me again.
plain, you see again.
please, can i see you every day?
im a fool again.
i fell in love with you again.
please, can i see you every day?
words dont come out right.
ı tried to say it, oh, so right.
ı hope you [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>you didnt know what you were looking for<br />
till you heard the voices in your ear.</p>
<p>hey, its me again.<br />
plain, you see again.<br />
please, can i see you every day?<br />
im a fool again.<br />
i fell in love with you again.<br />
please, can i see you every day?</p>
<p>words dont come out right.<br />
ı tried to say it, oh, so right.<br />
ı hope you understand my meaning.<br />
hey, its me again.<br />
ım so in love with you again.<br />
please, can ı see you every day?</p>
<p>you didnt know what you were looking for<br />
till you heard the voices in your ear.<br />
you didnt know what you were looking for<br />
till you heard the voices in your ear.</p>
<p>ı remember every word you said. (word you said.)<br />
ı remember voices in my head. (in my head.)<br />
ı remember every word you said. (word you said.)</p>
<p>your voices. (ı)<br />
cool voices. (hear)<br />
warm voices. (your)<br />
ıt was just what ı needed to. (voice.)</p>
<p>cool voices. (words)<br />
warm voices. (dont)<br />
your voices. (seem)<br />
but its just what ı needed for. (right.)</p>
<p>warm voices. (love)<br />
your voices. (is)<br />
cool voices. (the)<br />
ıt was just what ı needed to. (word.)</p>
<p>your voices. (ı)<br />
cool voices. (hear)<br />
warm voices. (your)<br />
ıt was just what ı needed to. (voice.)<br />
just what ı needed to, just what ı needed to,<br />
just what ı needed.</p>
<p>you didnt know what you were looking for<br />
till you heard the voices in your ear.<br />
you didnt know what you were looking for<br />
till you heard the voices in your ear.</p>
<p><a href="http://fizy.com/s/15gyqu">http://fizy.com/s/15gyqu</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/10/14/cheap-trick-voices/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>duygu boşalımı</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/10/10/duygu-bosalimi/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/10/10/duygu-bosalimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 20:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[FIRFIR FIRAT:
ya enıs super tatlı ya
cok sevıyorum
Oya:
evlen lan o zmn bu kdr sewdiysen
FIRFIR FIRAT:
ya dana
Oya:
 
FIRFIR FIRAT:
samımı bısey dedık
Oya:
annadım olum ya
ben de gerçekten çok sewiyorum ya
fırat geyik meyik yapıyoz bi kenara ama
hakkaten evleniceem adam şööle olsun dediim herşey var eniste
yakışıklı da daha ne istiyim ya
huyu da tipi de herşeyiyle sewiyorum onu
aşk geçer sevgi kalır diyolar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>FIRFIR FIRAT:<br />
ya enıs super tatlı ya<br />
cok sevıyorum<br />
Oya:<br />
evlen lan o zmn bu kdr sewdiysen<br />
FIRFIR FIRAT:<br />
ya dana<br />
Oya:<br />
 <img src='http://themis.virgullu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
FIRFIR FIRAT:<br />
samımı bısey dedık<br />
Oya:<br />
annadım olum ya<br />
ben de gerçekten çok sewiyorum ya<br />
fırat geyik meyik yapıyoz bi kenara ama<br />
hakkaten evleniceem adam şööle olsun dediim herşey var eniste<br />
yakışıklı da daha ne istiyim ya<br />
huyu da tipi de herşeyiyle sewiyorum onu<br />
aşk geçer sevgi kalır diyolar ya<br />
3buçuk yıl oldu bence yalan o laf<br />
sevgi baştan beri hep vardır<br />
hala enisle buluşcaam zmnlarda heyecanlandığım oluyo<br />
beğensin die ekstra güzel olmaya çalıştığım yada bi sıkıntısı varsa çözümü ben bulmak istiyorum<br />
ailesini de tanıyoum onalr da beni tanıyo artık<br />
çok iyi insanlar onlar da<br />
düşünüyorum da valla maşallah yani çok uç bi sorun çıkmazsa ömrümü onla geçirmek istiyorum ben ya<br />
yaşlanınca bile taksimde onun kolunda gezmek istiyorum<br />
otobüsten onu kestiğimi anlatmak isterim çocuklarıma:)<br />
neyse çok gergin ve duygual bir anda söyledin bu lafı döküldüm ben de<br />
&#8230;<br />
Oya (23:20):<br />
çok mu konuştum ya nie çıktın<br />
FIRFIR FIRAT:<br />
yok ya net koptu<br />
keske o konusmaları bloguna yazsaydın<br />
Oya:<br />
yazim mi?<br />
ciddimisin yani yoksa dalga mı geçtin<br />
FIRFIR FIRAT:<br />
yaz cok ıcten dı<br />
Oya:<br />
tmm yazıyorum</p>
<p>(teşekkürler fırat)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/10/10/duygu-bosalimi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>bir sözün çoşkusuyla dönüyorum hayata</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/10/01/bir-sozun-coskusuyla-donuyorum-hayata/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/10/01/bir-sozun-coskusuyla-donuyorum-hayata/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 15:18:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=173</guid>
		<description><![CDATA[okulda defterime, sirama ağaçlara, yazarım adını

okunmuş yapraklara,  bembeyaz sayfalara  yazarım adını

yaldızlı imgelere, toplara tüfeklere,  kralların tacına

en güzel gecelere, günün ak ekmeğine,  yazarım adını

tarlalara ve ufka, kuşların kanadına, gölgede değirmene yazarim

uyanmış patikaya, serilip giden yola, hınca hınç meydanlara adını

EY ÖZGÜRLÜK


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address><span style="color: #ffffff;">okulda defterime, sirama ağaçlara, yazarım adını</span><span style="color: #ffffff;"><br />
</span></address>
<address><span style="color: #ffffff;">okunmuş yapraklara,  bembeyaz sayfalara  yazarım adını</span><span style="color: #ffffff;"><br />
</span></address>
<address><span style="color: #ffffff;">yaldızlı imgelere, toplara tüfeklere,  kralların tacına</span><span style="color: #ffffff;"><br />
</span></address>
<address><span style="color: #ffffff;">en güzel gecelere, günün ak ekmeğine,  yazarım adını</span><span style="color: #ffffff;"><br />
</span></address>
<address><span style="color: #ffffff;">tarlalara ve ufka, kuşların kanadına, gölgede değirmene yazarim</span><span style="color: #ffffff;"><br />
</span></address>
<address><span style="color: #ffffff;">uyanmış patikaya, serilip giden yola, hınca hınç meydanlara adını</span><span style="color: #ffffff;"><br />
</span></address>
<address><span style="color: #ffffff;">EY ÖZGÜRLÜK</span><span style="color: #ffff99;"><br />
</span></address>
<address><span style="color: #ffff99;"></span></address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/10/01/bir-sozun-coskusuyla-donuyorum-hayata/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>çözemiyorum seni, çözül git artık</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/09/20/cozemiyorum-seni-cozul-git-artik/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/09/20/cozemiyorum-seni-cozul-git-artik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2009 17:48:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[sanırım farkında olmadığım bir sınav içindeyim.. hayatın türlü tatsızlıklarıyla nasıl başa çıkacağım konusunda sabır testi olmalı bu. bayadır hep aynı kişiyle deniyor beni, hiç değişmeyen bir soru o benim için, ama çözemiyorum da. bunun yanında kişiler ve durumlar değişse de o kişi var hayatımda çözemediğim ama en büyük düğümüm olan..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>sanırım farkında olmadığım bir sınav içindeyim.. hayatın türlü tatsızlıklarıyla nasıl başa çıkacağım konusunda sabır testi olmalı bu. bayadır hep aynı kişiyle deniyor beni, hiç değişmeyen bir soru o benim için, ama çözemiyorum da. bunun yanında kişiler ve durumlar değişse de o kişi var hayatımda çözemediğim ama en büyük düğümüm olan..</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/09/20/cozemiyorum-seni-cozul-git-artik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ada kitap&#8217;ın köşesi</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/09/16/ada-kitapin-kosesi/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/09/16/ada-kitapin-kosesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 14:48:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[bugün büyük gündü benim için.. sonunda 15 gündür koşturduğum evrak toplama işlerim bitti. son olarak avukatların da imzasını alarak taksim-kocamustafapaşa otobusüne bindim yusufpaşa&#8217;dan. artık sorun çıkmadan teslim etmek istiyordum o dosyayı. korkuyordum yolda başına bir şey gelirse diye, dosyayı kalbimin üstüne yapıştırarak taşıyordum. trt&#8217;nin orada inip başladım yürümeye baroya doğru. aslında o kalabalığı hissettim içimde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>bugün büyük gündü benim için.. sonunda 15 gündür koşturduğum evrak toplama işlerim bitti. son olarak avukatların da imzasını alarak taksim-kocamustafapaşa otobusüne bindim yusufpaşa&#8217;dan. artık sorun çıkmadan teslim etmek istiyordum o dosyayı. korkuyordum yolda başına bir şey gelirse diye, dosyayı kalbimin üstüne yapıştırarak taşıyordum. trt&#8217;nin orada inip başladım yürümeye baroya doğru. aslında o kalabalığı hissettim içimde o anda. ben bir hedefe giderken etrafımda da hedefsiz insan çoktu. ve özlemiştim bu çok çeşnili kalabalığı.. iki kız gördüm, iki tiki de diyebiliriz, biri biraz öne geçip diğerine fotoğraf çekti istiklal&#8217;de. poz veren başı hafif öne eğik objektife bakarak poz verdi. çok komik göründüler o an bana, kıkırdadım kendi kendime:) çünkü düşündüm de bu akşam poz verenin facebook&#8217;una girsem bu pozu göreceğimi biliyorum.</p>
<p>aşağı doğru yürüdüm ve baronun sokağına girdim. acemilik işte, staj eğitim merkezi&#8217;ne girdim ve &#8220;staj evraklarımı getirdim ben&#8221; dedim. &#8220;ilk evrak teslimi mi bunlar&#8221; dedi beyefendi, &#8220;evet&#8221; dedim. &#8220;o zaman baroya gidin 212&#8242;ye teslim edin&#8221; dedi. teşekkür edip çıktık evraklarım ve ben. baro zaten bitişikteki koca bina. baroya girdim, girişte 212 kaçıncı kat diye sordum, &#8220;2&#8243; dedi adam. hoop asansör zemindeymiş zaten, bindik heyecanım ve ben asansöre. yukarı çıkarken aynadan otobüste uçuşan saçlarımı dindirmeye çalıştım biraz. kat:2 . indim ve uzuuuuunca bi koridora çıktım. kapılara baka baka 212&#8242;yi buldum. önce kayıt lazımmış 202 ve 204&#8242;e uğramam gerektiğini söyledi bayan. geri döndüm koridordan 202&#8242;ye girdim, &#8220;ben stajımı başlatacağım da önce kayıt gerekiyormuş&#8221; dedim. &#8220;istem kağıdınızı alayım&#8221; dedi az öncekinden daha az gülümseyen bir bayan. istem kağıtlarımdan birine bir kaşe bastı, hoop 204&#8242;e. 2 kapı yanı zaten. girdim içeri, 6 liracık istediler, buyrun feda olsun liralarım size dedim. faturayı da aldım, hoop tekrar 212&#8242;ye. bu kez başka bayan gelmiş ona gittim odada. &#8220;hepsini ver evraklarının&#8221; dedi. artık ayrılık vakti gelmişti.. özenle, günlerce koşuşturarak topladığım o caanım ikametgah senedine, bir o kadar caaanım geçici diplomama, ve caanım takdim kağıtlarıma ve tüm diğerlerine uzun ve sessiz bir veda ettim.. yalan tabi bunlar:) hemen verdim dosyadaki tüm kağıtları, artık bitsindi bu iş. tatlı güzel genç bayan masa takviminden 15 gün saymaya başladı, bayramdan sonrasını hesaplayarak ekim&#8217;in 8&#8242;ini buldu takvimden. 15 gün asılacağım baroda ve itirazı olan var mı efendim, şu kız stajyerimiz olacak bakın diyecekler. ben de bilgiç fotomla o yazıyı okuyana gülüyor olacağım kağıdın sağ üst köşesinden. sonra mektubu almaya geleceğim günü söyledi ve küçücük bir kağıdı alıp çıktık odadan hafiflemiş ruhum ve ben.</p>
<p>yürüdüm asansöre doğru ama binmedim. çünkü enerji doldu bir an tüm vücudum, merdivene yöneldim hemen, pıtı pıtı pıtı pıtı indim merdivenden. çıkarken de baronun aylık dergisinden aldım karıştırırım evde diye. ve adımımı attım istiklale.. işte o an!!! hayatımda hiç unutmayacağım anlardan biri oldu. solumdan sağıma bir akış var cadde kalabalık, ada kitap&#8217;ta kahve yudumlayıp sohbet eden şık insanlar var. istiklal&#8217;e bakıyorum boş boş, adım atamıyorum.. sanki buradan çıkıp şimdi şu işi yapacağım sonra şunu gibi bir planım olmalıydı. ama yoktu. başladım gülümsemeye kendi kendime, sonra kikirdedim, baktım ağzımı toplayamıyorum baya baya gülüyorum sokakta:)) oturdum adanın tam baroya girilen taraftaki köşesine (duvar hatta) çantamdan telimi buldum. güya tele bakıyorum ki ona gülüyorum sansın gören:)))) ama içimden birine zıplayarak sarılmak ve &#8220;allllaaaaaaahhhıımm bitti bu da, verdim işteee&#8221; diyesim var.. biraz güldükten sonra topladım kendimi ve sağa döndüm tünele doğru yürümeye başladım.. ya ada&#8217;dan yada yanındaki bir müzik marketten yabancı ve hayat dolu bir şarkı duydum. sabah dinleyip de güne güzel başlatacak türden bir şarkıydı. adımlarım tam şarkının ritminde gitmeye başladı ve sanki o an arkamdan kamera uzaklaşacak, gittikçe uzaklaşarak istiklal&#8217;i gösterecek tepeden bakışla ve müziğin sesi artacak, &#8220;the end&#8221; yazacak ekrana.. hangi filmin karesindeyim ben dedim bir an. çünkü yabancı ve mutlu sonla biten bir filmin son karesi gibiydim. işte bak kız acı çekti ama hedefine ulaştı, laaalalalalalaaa.. süper bir andı bu işte..! uzaklaştıkça ses azaldı ve tekrar istiklal&#8217;de olduğumu farkettim.</p>
<p>tam tünelin girişindeki dergici amcadan bir güncel hukuk aldım. adam o kadar sevimli ki sanki beni çok iyi tanıyan bir aile dostu gibi gülümsedi bana. acaba çok mu mutluyum da bu adama da yansıttım yoksa bu amca hep böyle sıcak mı diye düşündüm. verdim bir kaç liracığımı amcaya ve bindim tünele. sonra paşa paşa eve geldim işte ve paylaşamadığım, içimde kaldığı için bu mutluluk yazmak istedim. kim okur bu yazdıklarımı benden başka bilmiyorum ama ben sadece paylaşmak istediğim anlardan olduğu için yazmak istedim. ve kapanış cümlesi: şu an çok mutluyum.. :))         (the end)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/09/16/ada-kitapin-kosesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ağlamak meselesi</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/09/12/aglamak-meselesi/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/09/12/aglamak-meselesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 18:32:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[burcum balık olduğu için mi bu kadar duygusalım yoksa ben duygusal olduğum için mi burcum balık? 
bazen düğümler oluyor boğazımda kimseye diyemediğim, desem de çare bulamayacakları, bu yüzden anlatmaya değer bulmadığım.. bu düğümler gitmiyor kolay kolay gırtlaktan, suyla yutulup inemiyor mideye bir çırpıda.. boğuyor adamı konuşurken, düşünürken. her an hissediyorsun o düğümü boğazında ve düğümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<address>burcum balık olduğu için mi bu kadar duygusalım yoksa ben duygusal olduğum için mi burcum balık? </address>
<address>bazen düğümler oluyor boğazımda kimseye diyemediğim, desem de çare bulamayacakları, bu yüzden anlatmaya değer bulmadığım.. bu düğümler gitmiyor kolay kolay gırtlaktan, suyla yutulup inemiyor mideye bir çırpıda.. boğuyor adamı konuşurken, düşünürken. her an hissediyorsun o düğümü boğazında ve düğümü çözememenin verdiği sıkıntıyı.. sonra bir dış etki, belki biri, belki bir şey dürtüyor seni ve düğüm çözülüyor birden. birden başlıyorsun sanki ferahlamaya.. ama sessizce olmuyor bu çözülüş, gözyaşı indiriyor yanaklara.. eğer yalnızsan yanaklardan süzülen yaşlarını kendin siliyorsun, eğer seni dürten biriyse onun avuçlarına iniyor pırlantaların.. ağlamak bir erdemdir bence.. kabullenmek çaresizliğini ve hüznünü yansıtmayı göze almak.. ağlamak yalnızca sulugözlü olmak değildir, dert dolu olup sıkıntılarla boğuştuğunun da göstergesidir ve tüm bunlarla kendi kendine uğraşamadığının.. ağlamak sadece burun çekerek olmaz, hüngür hüngür de,  böğürerek de ağlanır.. kimsenin bilmediği yada bilmemezlikten geldiği durumlarda sessizce ağlarım ben.. çünkü yapabileceğim tek terapi budur o anda. yenilerim belki zihnimi ağlayarak yada unuturum beni ağlatanları.. evet çok ağlarım ben. ama mutluluktan olmazlar genelde. bazen de dişlerimi sıkarak, yorganı ısırarak ağlarım ağlatana kendimi anlatamadığım ve anlatamayacağım için.. tüm bunlardan sonra sevmediğim bir arkadaşım gelir oturur tepeme: baş ağrısı.. kafamdakileri unutmam için gelir sanki, yalnız onunla meşgul olmaya başlarım artık. ya uyurum kalkıp gitsin diye yada bir parol 1 buçuk saat sonra kovar onu.. kurur yaşlar da yanaklarımda ve artık dönme zamanıdır normal hayatıma..</address>
<address> </address>
<address>
</address>
<address>Nasıl etmeli de ağlayabilmeli</address>
<address> farkına bile varmadan?</address>
<address>Nasıl etmeli de ağlayabilmeli</address>
<address> ayıpsız,</address>
<address> aşikare,</address>
<address> yağmur misali?</address>
<address>
</address>
<address>Neylersin alışkanlık</address>
<address>için kan ağlarken yüzün güler</address>
<address> dikilitaş gibi dinelirsin yine.</address>
<address>Yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,</address>
<address> anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?</address>
<address> (1947)</address>
<address>
</address>
<address>
</address>
<address> </address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/09/12/aglamak-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>yeniden mutluluk</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/09/11/yeniden-mutluluk/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/09/11/yeniden-mutluluk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 13:50:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[anneme kavuştuuuum.. bu kavuşma çok uzun süreli değil tabi, yarına kadar:( ama artık aynı şehirdeyiz ya bu da mutluluk verici.. annemi, evde varlığını hissetmeyi, ona sarılmayı, ağlayınca gözyaşlarımı silecek şevkatli bir elin yanımda olmasını, o güzel yemeklerini çok özlemişim.. hatta şu an iftarı zor bekliyorum.. artık bir aksilik olmazsa evimdeyim. bakımsızlıktan iflas eden vücudumu biraz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>anneme kavuştuuuum.. bu kavuşma çok uzun süreli değil tabi, yarına kadar:( ama artık aynı şehirdeyiz ya bu da mutluluk verici.. annemi, evde varlığını hissetmeyi, ona sarılmayı, ağlayınca gözyaşlarımı silecek şevkatli bir elin yanımda olmasını, o güzel yemeklerini çok özlemişim.. hatta şu an iftarı zor bekliyorum.. artık bir aksilik olmazsa evimdeyim. bakımsızlıktan iflas eden vücudumu biraz toplamaya çalıştım. önce yüz yıkama jeli, tonik, nemlendirici temizliğini yaptım yüzüme. sonra kaş, tırnak derken şu an gerçekten mutluyum.. evde sessizlik olduğu için, annem bir seslenme kadar uzağımda olduğu için, odamda olduğum için ve artık özüme döndüğüm için.. insanın özü tam olarak neresi bilmiyorum ama benim özüme dönmüş halim; sessiz odamda kendi başıma olmak.. işte böyleee.. şu an annem çiçekleriyle uğraşmakta, ben de yanına gidip onun bu mutlu halini izleyeceğim.. laf aramızda annem çiçeklerini çocuk gibi nazlar.. onlara birer ad verir: küçük çiçek açanları nida kuş bu, diye sever, biraz daha büyükleri göstererek bana bu da sensin minik kuşum, der.. annem bitirmeden çiçek sevmeyi yetişeyim ona..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/09/11/yeniden-mutluluk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>işte geldim burdayım</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/09/05/149/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/09/05/149/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 21:57:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/2009/09/05/149/</guid>
		<description><![CDATA[uzuuuuun bir aradan sonra tekrar yazmak gerçekten mutluluk verici. insan yazdıkça içi daha rahat oluyormuş, daha çabuk çare buluyormuş derdine.. yaz tatilinde trabzon&#8217;a gittik ailecek ve istanbul&#8217;a döndüğümüzden beri de gündüzüm ve hatta çoğu akşamım da bir tanecik yeğenime ait oldu. bebek bakımı konusunda gerçekten ustalaştım. asla yakındığımı sanmayın, o çok masum bir varlık. her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ffffff;">uzuuuuun bir aradan sonra tekrar yazmak gerçekten mutluluk verici. insan yazdıkça içi daha rahat oluyormuş, daha çabuk çare buluyormuş derdine.. yaz tatilinde trabzon&#8217;a gittik ailecek ve istanbul&#8217;a döndüğümüzden beri de gündüzüm ve hatta çoğu akşamım da bir tanecik yeğenime ait oldu. bebek bakımı konusunda gerçekten ustalaştım. asla yakındığımı sanmayın, o çok masum bir varlık. her ne kadar bizim kız hareketli olsa da sonuçta küçücük bir çocuk o.  yemeğinden banyosuna, bezinden oyun saatine kadar herşeyini becerebiliyorum, deneyimliyim artık;) o nedenle ne internet ne gezme hiç biri olmadan geçirdim günlerimi, sadece nidoş.. bu arada yenilikler var hayatımda hemen anlatayım. ingilizce kursuna başladım kpds sınavı için. yüksek lisans başvurularında gerekiyor çünkü iyi bir dil notu. belgelerimi toplamam bitti sayılır yani avukatlık stajımı başlatacağım ekim gibi. mezun olmanın verdiği hiç bir hafiflik yok bunu belirteyim aksine hayatın yükünü almış oldum sırtıma. &#8220;ne yapacağım şimdi ben?&#8221; sorusu her gün beynimde fink atmakta. sıkıntılar sıkıntılar sıkıntılar.. yanımdaki sayılı dertortaklarım sayesinde biraz daha umutluyum şu günlerden. ramazanın etkisi fena oldu, kilo veririm derken sabitledim resmen kilomu. gece yemek kötü yaa.. bu gece annem geliyor trabzon&#8217;dan. artık gündüzüm de gecem de benim olacak. nida da anneme emanet. eğer sel ve yağmur işi durursa evime gideceğim ve artık eskisi gibi yaşamaya başlayacağım. (şu an abla ve abisinde yaşayan biriyim. biraz göçebe hayatı.) kafam elbette biraz daha net hayattaki planlarım açısından. ama bu demek değil ki her şey yolunda. yola sokmaya çalışıyorum düşüncelerimi. umarım bir sonraki yazıma evimde keyif yaparken başlarım.. yağmur başladı yine şakır şakır.. açık ve şekersiz bir çay içmenin tam zamanı..</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/09/05/149/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>çılgın bediş</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/07/01/cilgin-bedis/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/07/01/cilgin-bedis/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 18:30:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[siz de çılgın bediş zamanlarının çocuğu musunuz? çılgın bediş&#8217;in sarı pırasa saçlarına siz de inanmaz mıydınız? ben bediş&#8217;in ne ses tonunu ne de hareketlerini sevmezdim. abartılı gelirdi ve sanki hep bağırarak konuşur gibiydi. zeynep vardı orda bi tane uzun boylu güzel bir kızdı ve asiydi beylere karşı. banu&#8217;ya ve salaklıklarına siz de mi katlanamazdınız? oktay&#8217;ın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><img class="alignright size-full wp-image-139" title="szsbpklrrokf" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/07/szsbpklrrokf.jpg" alt="szsbpklrrokf" width="120" height="90" /><span style="color: #ffcc99;">siz de çılgın bediş zamanlarının çocuğu musunuz? çılgın bediş&#8217;in sarı pırasa saçlarına siz de inanmaz mıydınız? ben bediş&#8217;in ne ses tonunu ne de hareketlerini sevmezdim. abartılı gelirdi ve sanki hep bağırarak konuşur gibiydi. zeynep vardı orda bi tane uzun boylu güzel bir kızdı ve asiydi beylere karşı. banu&#8217;ya ve salaklıklarına siz de mi katlanamazdınız? oktay&#8217;ın ölünüp bitilen yakışıklılığı aslında sizi de etkilemiyor muydu? bir de hiç anlam veremediğim  bediş&#8217;in adıydı. bediş ne yaa? neyin kısaltması neyin lakabı.. yoksa direkt bediş mi adı, orayı da hiç çözemedim bilen aydınlatsın beni yahu.. ama bediş&#8217;in sevilme nedeni de yonca evcimik ve onun danslı-hareketli gençlik parçalarıydı. ordaki hareketliliğiyle şimdiki yonca hanım arasında bence pek fark yok. bu sohbet 90&#8242;ların çocuğu olmaya gider böyle çok uzatmayayım ben. demek isteğim o ki siz de mükü&#8217;nün çapkınlığına özenip zeynep gibi erkekleri sallamayıp bediş gibi sırılsıklam aşık olmak istiyor muydunuz? ben çocuktum o zaman ama istiyordum:) </span></h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ffcc99;"> </span></h3>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-141" title="34fq2" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/07/34fq2-300x239.jpg" alt="34fq2" width="300" height="239" /><br />
<object width="437" height="370" data="http://www.viddler.com/player/b0ea1e5/" type="application/x-shockwave-flash"><param name="id" value="viddler_b0ea1e5" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="src" value="http://www.viddler.com/player/b0ea1e5/" /><param name="name" value="viddler_b0ea1e5" /><param name="allowfullscreen" value="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/07/01/cilgin-bedis/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SABIR</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/06/30/sabir/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/06/30/sabir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 19:25:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=125</guid>
		<description><![CDATA[ mezuniyet töreni, marmara mülakat, hocaları bulma, ing kursu, üds, kpds, okullara başvuru tarihleri, bitmemiş finaller, beklenen bütler, gelecek misafirler, misafir olunacak zamanlar, planlar planlar planlar.. sanırım uzun zaman daha &#8220;OHH BE bitirdim okulu&#8221; diyemeyeceğim.. okula girmenin tek yolu öss ama çıkmak için tek bir yol yokmuş. mezuniyet kepimle cübbemi aldım dün okuldan. tören 11 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #808080;"><span style="color: #800000;"><strong><span style="color: #808080;"> mezuniyet töreni, marmara mülakat, hocaları bulma, ing kursu, üds, kpds, okullara başvuru tarihleri, bitmemiş finaller, beklenen bütler, gelecek misafirler, misafir olunacak zamanlar, planlar planlar planlar.. sanırım uzun zaman daha &#8220;OHH BE bitirdim okulu&#8221; diyemeyeceğim.. okula girmenin tek yolu öss ama çıkmak için tek bir yol yokmuş. mezuniyet kepimle cübbemi aldım dün okuldan. tören 11 temmuzda. iyi de kepi atarken &#8221; işte bitti okul yehuuu&#8221; diye atamayacağım ki ben.. çünkü 13&#8242;ünde mirastan büt.üm olacak galiba.. nasıl güzel bir düzen değil mi? kep atsan da hala mezun değilsin.. kafam allak bullak, her şeyi aynı anda düşünmek zorundayım..  iyi de ben birazcık avare kalmak istiyoruuummm.. boş kalıp bilgisayda oyun oynamak, film izlemek, kitap okumak.. nasıl özledim bunları yaa..</span></strong></span></span></h3>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #808080;"><span style="color: #800000;"><strong><span style="color: #808080;"> </span></strong></span></span></p>
<address style="text-align: center;"><span style="color: #808080;"><span style="color: #800000;"><strong><span style="color: #808080;"> </span></strong></span></span></address>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #808080;"><span style="color: #800000;"><strong><span style="color: #808080;"> bitmeyecek galiba işler, düşünmekle de çözülmüyor.. en iyisi sigortaya çalışmaya devam.. akit öncesi ihbar görevi kara ve deniz sigortalarında farklıdır. kara sigortaları bakımından  TTK 1290 nispi emredicidir. ve bu madde culpa in contrahendo&#8217;nun bir görünüş biçimidir.. mırmırmırmır&#8230;&#8230;&#8230;. </span></strong></span></span></h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/06/30/sabir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>themis kimdir</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/05/31/themis-kimdir/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/05/31/themis-kimdir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 May 2009 14:37:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[öncelikle genel açıklama mahiyetinde vikipedi&#8217;den bir alıntı yapayım:
Themis, Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia&#8217;nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasıdır. İlahi adaletin tecessümüdür. Babaları Zeus olan, Horae ve Moirae&#8217;nin annesidir.


Kendisi öfkeli veya cezalandırıcı değildir. Ona yeteri kadar saygı gösterilmediğinde veya adaletsizlik yapıldığında, o sessiz kalır ve onun yerine Nemesis gerekli karşılığı, cezayı verir. Themis, aynı zamanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>öncelikle genel açıklama mahiyetinde <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Themis" target="_blank">vikipedi&#8217;den</a> bir alıntı yapayım:</p>
<blockquote><address><img class="alignright size-medium wp-image-75" title="320px-0029man-themis" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/05/320px-0029man-themis-160x300.jpg" alt="320px-0029man-themis" width="160" height="300" />Themis, Yunan mitolojisinde Uranüs ve Gaia&#8217;nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasıdır. İlahi adaletin tecessümüdür. Babaları Zeus olan, Horae ve Moirae&#8217;nin annesidir.<br />
</address>
</blockquote>
<blockquote><address>Kendisi öfkeli veya cezalandırıcı değildir. Ona yeteri kadar saygı gösterilmediğinde veya adaletsizlik yapıldığında, o sessiz kalır ve onun yerine Nemesis gerekli karşılığı, cezayı verir. Themis, aynı zamanda kâhindir, kehânet gücü vardır, kehânet yeri olan Delphi tapınağını o inşa etmiştir.<br />
</address>
</blockquote>
<blockquote><address>İlk dönemlerde tam zıddı olduğu Eris ile beraber ve benzer resmedilmiştir. Son dönemlerde ve daha sonraki çağlarda ise gözleri bağlı elinde bir terazi ile resmedilmiştir. Roma mitolojisindeki Iustitia (ilahi adaletin tecessümü) Themis&#8217;in roma mitolojisindeki karşılığıdır denilebilir.<br />
</address>
</blockquote>
<blockquote><address>Themis, doğada, mevsimlerin, yılların ve sanatların düzenini sağlayan bir Tanrıça üçlüsüyle canlı varlıklar arasında yaşamla ölüm dengesini kuran bir Tanrıça, bir Tanrısal varlıktır. Themis, yasadır, kuraldır. Ama gelip geçici bir yasa değil, Tanrılar dünyasında da insanlar dünyasında da değişmez evrensel ve ölümsüz doğa yasasıdır. Tanrısal yasadır, onun karşıtı insansal yasa ise Nomos Nemesis tir. Themis, Olympos’ta yaşar, Tanrıların toplantılarına başkanlık eder, Olympos&#8217;taki düzeni o korur, Homeros’u da tanır, bilir onu, Hera ile Zeus’la konuştuğunu gösterir İlyada’da, ama çok söz edilmez Themis ten, efsanesi, öyküsü yoktur, Her yerde her zaman vardır. Ürettiği, tanrısal varlıklarla sürdürür etkisini, bu varlıklarlarda Tanrılardan daha güçlü oldukları için ehramın tepesinde oturur gibidir Themis. Adı da koymak, yerleştirmek, oturtmak anlamına gelen bir kökten türemiştir .<br />
</address>
</blockquote>
<blockquote><address>Kısaca belirtmek gerekirse; “Kılıç” adeletin verdiği cezaların caydırıcılığını ve gücünü, “Terazi” adaleti ve bunun dengeli bir şekilde dağıtılmasını simgeler. “Kadın” ve “Bakire” olması bağımsızlığı ifade eder. Ayrıca kadının gözü bağlıdır, bu da tarafsızlığını simgeler.</address>
<address> </address>
</blockquote>
<p>vikipedi söylemek istediklerimin çoğunu söylemiş bu nedenle alıntı yapmamın daha mantıklı olacağını düşündüm. gelelim themis&#8217;in günümüzdeki tartışılan haline.. nisan ayının son haftasında &#8220;themis&#8217;in gözü açıldı&#8221; başlıklı haberler dolaştı her yerde. nerede ve neden açıldı, kim açtı yada gözünün açık olması neyi değiştirir diyenlere anlatmak isterim..</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-83" title="adalet-gozunu-acti-2009-04-24_xl3" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/05/adalet-gozunu-acti-2009-04-24_xl3.jpg" alt="adalet-gozunu-acti-2009-04-24_xl3" width="290" height="435" />anayasa mahkemesi’nin kuruluş yıldönümüydü ve mahkeme yeni inşa edilen binanın bahçesine bir  themis heykeli yerleştirdi. adaletin simgesi olarak bu heykelin mahkeme önüne konmak istenmesinde sorun yok. sorun heykelle themis&#8217;in farkında.. yapılan heykelin öncelikle gözleri bağlı değil, açık. yani tarafsızlık adaletin içinden çıkarılmış hissi uyandırıyor. ve adalete, hukuka ne kadar güvenebiliriz diye düşünmeye itiyor bizi. ikinci husus; tanrıça olan themis heykeli genelde kolları, omuzları ve bacakları da görünen entari-elbise gibi bir şey giyer. ayakları çıplaktır. gördüğüm birkaç simgesinde de ayağının birinin altında kitap ve yılan vardır ve saçları uzundur. yılanın üzerine basar themis. fakat bu yapılan heykelinde üzerinde yakası ve omuzları kapalı bir bluz ve üzerinde de kısa ceketi var. hatta bluzu tam bir türk işi olarak yakası dantelli oyalı falan. kısa ceketi de günümüz bolerolarına benzemiyor diyemem. belindeki kuşak da tam bir osmanlı- türk işi oyalı süslü bir kemer gibi. ayrıca giydiği bir entari havasında değil çünkü alttan ayak bileğine kadar kapalı olan bir şalvar giymiş. neyse ki elinde terazi ve kılıç var. ayağının altında kitap yada yılan falan da yok. işte tartışılan ikinci şey giyimidir bu heykelin. tanrıça themis&#8217;le alakası olmayan bu heykelin heykeltıraşı aslan başpınar. başpınar&#8217;a themis&#8217;le alakasız bu heykeli sorduklarında şöyle demiş:</p>
<blockquote><address> </address>
<address> </address>
<address><img class="alignright size-medium wp-image-105" title="250420092335593284779_34" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/05/250420092335593284779_34-200x300.jpg" alt="250420092335593284779_34" width="200" height="300" />Bu heykel Themis(Adalet Tanrıçası) değil, benim kişisel yorumum. Bir marangozun yaptığı eser tartışılmıyor. Benim kişisel yorumum tartışılıyor. Ben bunu anlayamadım. Mahkemenin girişine birkaç heykel yapılacağı bilgisi geldi. Ben de 1.5 yıl önce başvurumu yaptım. Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ve mahkeme yetkilileri bana özgün, yerel, hiçbir yerde olmayan bir şey istediğini söyledi. Ben de bir ön çalışma hazırlayıp mahkemeye sundum. Bu eser de çok beğenildi ve seçildi. Ben politik bir eser üretmedim. Çalışmam beğenildikten sonra 7 ay içinde Anayasa Mahkemesi önündeki toplam 4 farklı heykeli tamamlayarak mahkemeye teslim ettim.  Anadolu genç kızı adalet tanrıçası Themis değildir. Zaten böyle bir talep olsa onu yapardım. Benden yerel ve farklı bir şey istendi. Bir marangozun, bir mobilyacının veya bir demircinin nasıl eseri üzerinde emeği varsa benim de burada özgün yorumum, emeğim var. Heykelin kıyafeti de Kurtuluş Savaşı sırasında giyilen yöresel kıyafetlerdir. Göğsündeki ay yıldızı ise 1922 yılında basılmış bir puldan görmüştüm, onu örnek aldım. Ayrıca yargıçların da gözü açık. Dediğim gibi bu Themis değil.</address>
<address> </address>
</blockquote>
<p>gördüğünüz gibi heykeltıraşı bile themis olmadığını söylemiş. ama savunması ile emeği çelişiyor bence. eğer amacın themis değil özgün bir heykel yapmaksa, senden de bu istenmişse neden elinde terazi ve kılıç var bu heykelin. bunlar olmasa, başka bir şekilde adaleti ve hukuku simgelese zaten kimsenin diyeceği olmaz. eğer themis&#8217;i yapmak istiyorsa da o zaman tarihi biraz okuması, araştırması gerekir başpınar&#8217;ın. aslan başpınar, daha önce de medyada, ölen babası anısına köydeki tarlalarına yaptığı heykelle haber olmuş. kısacası heykeltıraş ben kurallara uydum ve beğenildi diyor. ne kadar uyduğunu tartıştık zaten. peki bu heykel için &#8220;tamamdır, bu iyi olmuş, bunu koyalım mahmekenin önüne&#8221; diyen(ler) kim? nasıl olur da bu heykelin themis olmadığını, özgün bir çalışma olduğunu düşünürler? themis değilse neden terazi kardeşim:) neden benzesin diye uğraştın?</p>
<p>işte bir trajikomik olay daha. bu kez de themis&#8217;in terazisi sorun olmuş:</p>
<blockquote><address><img class="alignleft size-full wp-image-95" title="terab" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/05/terab.jpg" alt="terab" width="275" height="175" />ANTALYA Kundu`daki Adalet Bakanlığı ATGV(Adalet Teşkilatı`nı Güçlendirme Vakfı) Eğitim ve Dinlenme Tesisleri`nin girişine konulan `Adalet Tanrıçası` Themis`in heykellerindeki eşitlik ve objektifliğin simgesi teraziler, rüzgarda birbirine çarpıyor ve ses çıkarıyor gerekçesiyle bantla sarıldı.<br />
</address>
</blockquote>
<blockquote><address>Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin`in, yerel seçim çalışmaları dahil, her geldiğinde konakladığı dinlenme tesislerinin giriş kapısında 2 adet Adalet Tanrıçası Themis heykeli yer alıyor. Bir elinde kılıç, diğerinde terazi tutan, `Gözü bağlı` iki Themis heykeli alçıdan, eşitlik ve objektifliğin simgesi teraziler ise zincir ile sac kullanılarak yapıldı. Deniz kıyısındaki tesiste bulunan bu iki heykelin terazileri, rüzgarlı havalarda birbirine çarparak ses çıkardığı gerekçesiyle görevliler tarafından şeffaf bir bantla vücutlara yapıştırıldı.</address>
</blockquote>
<blockquote><address>Adalet Bakanlığı Kundu Tatil Köyü`ndeki Tanrıça Themis heykellerinin başka kentlerdeki benzerlerinin aksine kısa boylu, şişman ve basık burunlu olması dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi`nin yeni açılan binasının önüne konulan, `Gözü açık` Themis`in aksine Antalya`daki iki heykelin de gözleri kapalı tasvir edildiği görüldü.</address>
</blockquote>
<p>insanlar daha themis&#8217;i ne hallere sokabilir diye düşündüm de birkaç tane buldum. kılıç yerine baston verilebilir eline ve adalet yaşlandı, işini göremiyor haberleri çıkabilir, yada terazisinin kefelerine bir şeyler konabilir hatta gözündeki bandı saçına bağlayıp modernleştirilebilir.. istense neler olur yani.. yazıma benim masamın üzerinde duran themis heykelimin fotoğrafını ekleyip sunay akın&#8217;ın &#8220;beyaz adam&#8221; şiirinden bir alıntı ile son veriyorum..</p>
<blockquote><address><img class="alignright size-medium wp-image-112" title="1-63" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/05/1-63-225x300.jpg" alt="1-63" width="225" height="300" />Beyaz adam</address>
<address>özgürlük gibi adaleti de<br />
bir kadın heykeliyle simgeledi<br />
ama elinde terazi tutan<br />
zavallı kadın<br />
gözleri bağlı olduğu için<br />
kendisine tecavüz edenin<br />
kim olduğunu göremedi&#8230;</address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
<address> </address>
</blockquote>
<p>haberlerin kaynağı <a href="http://www.tumgazeteler.com/?a=5002221" target="_blank">http://www.tumgazeteler.com</a></p>
<blockquote><address> </address>
</blockquote>
<blockquote><address> </address>
</blockquote>
<address> </address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/05/31/themis-kimdir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>yumuşak ge</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/05/29/yumusak-ge/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/05/29/yumusak-ge/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 18:57:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[çok düşünmüşümdür &#8220;ğ&#8221;nin adını.. neden yumuşak denmiş mesela.. neden &#8220;şapkalı ge&#8221; yada &#8220;kalın ge&#8221; denmemiş.. çok saçma belki de bunu düşünmem hatta alternatif aramam bu harfe.. ama takıldım bir kere biraz karıştırdım interneti de.. vikipedi sitesinden küçük bir açıklama:
Ğ ya da ğ harfi Türkiye Türkçesi, Azerice, Kırım Tatarcası, Kazan Tatarcası ve Gürcüce dillerinde kullanılır. Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>çok düşünmüşümdür &#8220;ğ&#8221;nin adını.. neden yumuşak denmiş mesela.. neden &#8220;şapkalı ge&#8221; yada &#8220;kalın ge&#8221; denmemiş.. çok saçma belki de bunu düşünmem hatta alternatif aramam bu harfe.. ama takıldım bir kere biraz karıştırdım interneti de.. vikipedi sitesinden küçük bir açıklama:</p>
<blockquote><address>Ğ ya da ğ harfi Türkiye Türkçesi, Azerice, Kırım Tatarcası, Kazan Tatarcası ve Gürcüce dillerinde kullanılır. Türk abecesinin 9. harfidir. Okunuşu yumuşak ge &#8216;dir. Ğ, ğ harfi hiçbir sözcüğün başında bulunmaz. Türkçede bir sözcüğün başına gelmeyen ğ harfi, Kırım Tatarcası ve Tatarca da gelebilir. Örneğin Arapçada Abdullah olarak yazılan bu isim Tatarcada Ğabdulla olarak yazılır. Ayrıca; Kırım Tatarcasında ğ harfi kalın g olarak kullanılır. Örneğin, garp kelimesi ğarp olarak yazılır. Bu Türk lehçelerindeki &#8220;ğ&#8221; sesi oldukça kalın ve gırtlağa yakın telaffuz edilir. Yani Türkiye Türkçesinde o kadar yumuşamıştır ki görevi kendinden önceki ünlüyü uzatmak olmuştur. Ancak bu lehçelerde kalın olarak çıkarılır. Türk Kirillerinde yumuşak g&#8217;ye karşılık olarak &#8220;ғ&#8221; ya da &#8220;гъ&#8221; harfleri kullanılmaktadır.</address>
</blockquote>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-65" title="9-g1" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/05/9-g1.gif" alt="9-g1" width="220" height="160" /> bir cümle dikkatimi çekti: &#8221; Yani Türkiye Türkçesinde o kadar yumuşamıştır ki görevi kendinden önceki ünlüyü uzatmak olmuştur.&#8221; işte soruma bir cevap buldum bile. diğer dillerdeki gibi söylenişi kalınlaştırmıyor aksine yanındaki harfi yumuşatıyor. ve adı da yumuşak ge oluyor..  yumuşak ge olmasa çok mu zor olurdu konuşmamız acaba? onun yerine &#8220;g&#8221; harfini kullansak yetmez miydi mesela.. zaten söylerken vurgu yapmıyoruz ki ğ&#8217;ye.. yağmur yerine yaamur, çiçeği yerine çiçeyi diyoruz.. adam yerine konmayan bu harfimiz yazarken gösteriyor kendini, okurken kimsenin ğ&#8217;yi tınladığı yok.. gerçi kelimenin sonundaysa çok önemli oluyor; dağ derken ğ&#8217;yi kim okumadan geçebilir.. bak çeliştim şimdi kendimle demek ki gerekliymiş yumuşak ge.. <img class="alignleft size-full wp-image-68" title="g3" src="http://themis.virgullu.com/wp-content/uploads/2009/05/g3.jpeg" alt="g3" width="120" height="120" />harf bizim harfimiz ama çok da önemsenmiyor işte.. aslında ilginç yazısı olanların el yazısına bakınca dikkat çekiyor yumuşak ge.. mesela benim ğ&#8217;lerim p&#8217;nin üstünde şapka var gibi oluyor. yazılarda çok karizmatik duruyor ğ&#8217;lerimiz.. bir dikkat edin buna.. bir de türkçe olarak bir farkımız oluyor birçok dilden.. bu diğer güzel yanı..  demek istediğim şu ki ilginç detaylar var hayatımızda farkında olmadığımız, dolayısıyla varlık nedenini hiç düşünmediğimiz ve bilmediğimiz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/05/29/yumusak-ge/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>..</title>
		<link>http://themis.virgullu.com/2009/05/22/30/</link>
		<comments>http://themis.virgullu.com/2009/05/22/30/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 21:39:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Themis</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Themis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://themis.virgullu.com/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[yatar gül harmanı gibi
canımın dermanı gibi
her yanında çiçek açmış
binboğa ormanı gibi
nesine yar nesine
ölürüm ben sesine
bi daha vursa idi
nefesim nefesine
sözlerdeki anlamda kayboldum dinlerken.. yarinin sesine ölebilen bir aşık.. fakat uzaklar şimdi ve bir daha nefesini hissetsem diye yakınıyor.. işte böyle bir aşk olmalı yaşadığımız.. mükemmel olmamalı karşımızdaki her yönüyle ama mükemmel olmalı size duyduğu aşk sayesinde.. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yatar gül harmanı gibi<br />
canımın dermanı gibi<br />
her yanında çiçek açmış<br />
binboğa ormanı gibi</p>
<p>nesine yar nesine<br />
ölürüm ben sesine<br />
bi daha vursa idi<br />
nefesim nefesine</p>
<p>sözlerdeki anlamda kayboldum dinlerken.. yarinin sesine ölebilen bir aşık.. fakat uzaklar şimdi ve bir daha nefesini hissetsem diye yakınıyor.. işte böyle bir aşk olmalı yaşadığımız.. mükemmel olmamalı karşımızdaki her yönüyle ama mükemmel olmalı size duyduğu aşk sayesinde.. nefesinize de hasret kalabilmeli ve özlemeli sizin sesinizi.. özlediği yalnız elinizi tutmak, öpüşmek, sevişmek, dolaşmak olmamalı; sıradan olmamalı kimsenin aşkı.. sizin gülüşünüzü de özlemeli.. tarif edemediğim duygular sardı şu an beni.. ben de özledim sesini ve gözlerine susarak bakmayı.. ve özledim seni herkesin ortasında..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://themis.virgullu.com/2009/05/22/30/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
