bugün neler öğrendim neler.. adli tıp dersi alıyoruz son sene çünkü hukukla çok ilgili bir dal. yaralanmalar yada ölümlerde kullanılan aletlerin boyutu, geliş yönü, zamanı gibi verilerin bilinmesi için adli tıp bilmek gerekir ve her hakim bu konuda bilirkişi olarak adli tıp uzmanına danışır önüne gelen olaya göre.
gelelim bugünkü dersimize.. hocamız adli tıp kurumu eski morg ihtisas dairesi başkanı gürsel çetin ve yıllardır i.ü’de adli tıp derslerine girmekte. bugünkü derste ateşli silahları ve yaralarını, kesici-delici, kesici-ezici aletlerin yaralarını öğrendik. en ilgi çeken kısım elbette ateşli silahlardı. ülkemizde o kadar çok örneği var ki bu tip yaralanmaların, iyice öğrenmek gerekiyor bu konuları. ayrıca hoca dersi çok iyi anlatıyor ve konuyu unutmanız gerçekten zor çünkü örnekler bire bir karşılaştığı şeyler ve ilgi çekici. dinlerken ıyyy, ay çok kötüüü, vaay ne manyakmış diye tepkiler veriyorduk biz de, okurken siz de verebilirsniz:)
örneğin yivsiz setsiz silahlardan olan av tüfeği ile oluşan bir yarada eğer atış mesafesi 3-5 m. ise tapa görülebilirmiş. tapa av tüfeğine konan fişeğin içinde olan bir kısım ve genelde keçe yada plastikten yapılırmış. bu bilgisi eksik bir adli tıpçı kafasından vurulmuş birinin yara yerinde kıllar gördüğünde bunun keçi kılı yani keçe olabileceğini düşünememiş, dolayısıyla bu bir tapa olabilir ve av tüfeğiyle vurulmuş olabilir diyememiş. ve olayı ortaya çıkarmak çok zor olmuş.
bunun gibi kurşunun giriş deliği ve çıkış deliğini belirlemek de büyük bir olay. çünkü insanı beraat de ettirir müebbet de yatırır bu detaylar. buna bir örnek; ali elinde balta ile mehmet’i kovalıyor ve öldürme kastı olduğunu belirten cümleler sarfediyor koşarken. mehmet de kaçıyor fakat bir yerden sonra yorulup duruyor ve henüz ona yetişemeyen ali’ye belindeki silahı doğrultup “at elinden baltayı yoksa vururum seni” diyor. ali de atmıyor ve hala mehmet’e doğru koşuyor, o anda mehmet ali’yi göğsünden vuruyor. mermi çekirdeği de göğsünden girip sırtından çıkıyor diyelim. yani mermi çekirdeğinin giriş ve çıkış delikleri var. bu olayda mehmet’in kendini savunduğu gerekçesiyle ali’yi öldürdüğü tartışılır çünkü orantılı bir savunma olmalı falan ama sonuçta ceza verilirken mehmet’e, bu kovalamaca dikkate alınır elbette ona göre indirim olur cezasında. peki olay şöyle olsaydı; ali elinde balta mehmet’in peşinde yine ve mehmet yorulup duruyor ve tabancayı doğrultuyor ali’ye “gelme ateş ederim” diyor. ali de korkup geri dönerek koşmaya başlıyor. ama mehmet arkasını dönüp kaçarken ali’ye ateş ediyor. şimdi de mermi çekirdeğinin giriş deliği sırtından çıkış deliği göğsünden oluyor. işte burada mehmet’in kendini savunmak için ateş ettiğini söylemek çok güç çünkü ali artık vazgeçmiş kastından ve kaçmaya başlamış. anladığınız üzere mehmet beraat de edebilir müebbet hapis de alabilir.
bir örnek daha olmaz olmaz demeyin ve dinleyin bu örneği; bir kişi intihar edecek olsun. kesici bir aletle boyundaki şah damarını keserse intihar büyük ihtimalle gerçekleşir. peki bir kişinin boynu hem önden yarım ay hem de arka kısımdan yarım ay kesilerek ve bu kesikler birleşip boynu yuvarlak olarak kesmiş oluyorsa bu olay da bir intihar mı dır? evet demek zor gibi. çünkü zaten bir kesiği yapınca diğerini yapacak gücü, kanı, canı olmaz deriz değil mi? işte yanıldık. bu olay intihar olabilir olmuş da. bir fanatik maç çıkışında kameralar önünde döner bıçağıyla önce arkadan öne doğru sonra önden arkaya doğru keserek boynunda yuvarlak oluşturacak şekilde intihar etmiş.
bir örnek daha; keserle intihar olur mu? ne kadar kesebilir kişi kendini yada kaç kere yaralayabilir bununla? elbette net cevapları yok bunların ama bir olayda kadın keserle başına defalarca vurmuş (en az 100 kere) ve saçlı deri kıymaya dönmüş artık, kafatası kemikleri beyne girmiş ve beyin zedelenince bayılıp düşmüş. alın size intihar kimin aklına gelir değil mi keserle intihar etmek ve becerilmez gibi durmuyor mu?
işte böyle olayları gördükçe insanın kötü bir psikoloji içinde neler yapabileceğini anlıyorum. savcı yada hakim olunca bu tip olaylar hep çıkacak karşımıza bu nedenle asla böyle olmaz bu olay dememeliyiz. insan aklı öyle uçsuz bucaksız düşünüyor ki, öyle şeyler türetiyor ki her şeye olabilir gözüyle bakmalıyız. aksi halde bir masum kişi hapse girebilir yada suçlu olan serbest bırakılabilir.. yazımı hocamızın bu konudaki çok anlamlı bir sözüyle bitiriyorum: “aşkta ve tıpta, asla ve daima yoktur.”
Themis on Mayıs 14th, 2009 | File Under Themis | No Comments -