ada kitap’ın köşesi
bugün büyük gündü benim için.. sonunda 15 gündür koşturduğum evrak toplama işlerim bitti. son olarak avukatların da imzasını alarak taksim-kocamustafapaşa otobusüne bindim yusufpaşa’dan. artık sorun çıkmadan teslim etmek istiyordum o dosyayı. korkuyordum yolda başına bir şey gelirse diye, dosyayı kalbimin üstüne yapıştırarak taşıyordum. trt’nin orada inip başladım yürümeye baroya doğru. aslında o kalabalığı hissettim içimde o anda. ben bir hedefe giderken etrafımda da hedefsiz insan çoktu. ve özlemiştim bu çok çeşnili kalabalığı.. iki kız gördüm, iki tiki de diyebiliriz, biri biraz öne geçip diğerine fotoğraf çekti istiklal’de. poz veren başı hafif öne eğik objektife bakarak poz verdi. çok komik göründüler o an bana, kıkırdadım kendi kendime:) çünkü düşündüm de bu akşam poz verenin facebook’una girsem bu pozu göreceğimi biliyorum.
aşağı doğru yürüdüm ve baronun sokağına girdim. acemilik işte, staj eğitim merkezi’ne girdim ve “staj evraklarımı getirdim ben” dedim. “ilk evrak teslimi mi bunlar” dedi beyefendi, “evet” dedim. “o zaman baroya gidin 212′ye teslim edin” dedi. teşekkür edip çıktık evraklarım ve ben. baro zaten bitişikteki koca bina. baroya girdim, girişte 212 kaçıncı kat diye sordum, “2″ dedi adam. hoop asansör zemindeymiş zaten, bindik heyecanım ve ben asansöre. yukarı çıkarken aynadan otobüste uçuşan saçlarımı dindirmeye çalıştım biraz. kat:2 . indim ve uzuuuuunca bi koridora çıktım. kapılara baka baka 212′yi buldum. önce kayıt lazımmış 202 ve 204′e uğramam gerektiğini söyledi bayan. geri döndüm koridordan 202′ye girdim, “ben stajımı başlatacağım da önce kayıt gerekiyormuş” dedim. “istem kağıdınızı alayım” dedi az öncekinden daha az gülümseyen bir bayan. istem kağıtlarımdan birine bir kaşe bastı, hoop 204′e. 2 kapı yanı zaten. girdim içeri, 6 liracık istediler, buyrun feda olsun liralarım size dedim. faturayı da aldım, hoop tekrar 212′ye. bu kez başka bayan gelmiş ona gittim odada. “hepsini ver evraklarının” dedi. artık ayrılık vakti gelmişti.. özenle, günlerce koşuşturarak topladığım o caanım ikametgah senedine, bir o kadar caaanım geçici diplomama, ve caanım takdim kağıtlarıma ve tüm diğerlerine uzun ve sessiz bir veda ettim.. yalan tabi bunlar:) hemen verdim dosyadaki tüm kağıtları, artık bitsindi bu iş. tatlı güzel genç bayan masa takviminden 15 gün saymaya başladı, bayramdan sonrasını hesaplayarak ekim’in 8′ini buldu takvimden. 15 gün asılacağım baroda ve itirazı olan var mı efendim, şu kız stajyerimiz olacak bakın diyecekler. ben de bilgiç fotomla o yazıyı okuyana gülüyor olacağım kağıdın sağ üst köşesinden. sonra mektubu almaya geleceğim günü söyledi ve küçücük bir kağıdı alıp çıktık odadan hafiflemiş ruhum ve ben.
yürüdüm asansöre doğru ama binmedim. çünkü enerji doldu bir an tüm vücudum, merdivene yöneldim hemen, pıtı pıtı pıtı pıtı indim merdivenden. çıkarken de baronun aylık dergisinden aldım karıştırırım evde diye. ve adımımı attım istiklale.. işte o an!!! hayatımda hiç unutmayacağım anlardan biri oldu. solumdan sağıma bir akış var cadde kalabalık, ada kitap’ta kahve yudumlayıp sohbet eden şık insanlar var. istiklal’e bakıyorum boş boş, adım atamıyorum.. sanki buradan çıkıp şimdi şu işi yapacağım sonra şunu gibi bir planım olmalıydı. ama yoktu. başladım gülümsemeye kendi kendime, sonra kikirdedim, baktım ağzımı toplayamıyorum baya baya gülüyorum sokakta:)) oturdum adanın tam baroya girilen taraftaki köşesine (duvar hatta) çantamdan telimi buldum. güya tele bakıyorum ki ona gülüyorum sansın gören:)))) ama içimden birine zıplayarak sarılmak ve “allllaaaaaaahhhıımm bitti bu da, verdim işteee” diyesim var.. biraz güldükten sonra topladım kendimi ve sağa döndüm tünele doğru yürümeye başladım.. ya ada’dan yada yanındaki bir müzik marketten yabancı ve hayat dolu bir şarkı duydum. sabah dinleyip de güne güzel başlatacak türden bir şarkıydı. adımlarım tam şarkının ritminde gitmeye başladı ve sanki o an arkamdan kamera uzaklaşacak, gittikçe uzaklaşarak istiklal’i gösterecek tepeden bakışla ve müziğin sesi artacak, “the end” yazacak ekrana.. hangi filmin karesindeyim ben dedim bir an. çünkü yabancı ve mutlu sonla biten bir filmin son karesi gibiydim. işte bak kız acı çekti ama hedefine ulaştı, laaalalalalalaaa.. süper bir andı bu işte..! uzaklaştıkça ses azaldı ve tekrar istiklal’de olduğumu farkettim.
tam tünelin girişindeki dergici amcadan bir güncel hukuk aldım. adam o kadar sevimli ki sanki beni çok iyi tanıyan bir aile dostu gibi gülümsedi bana. acaba çok mu mutluyum da bu adama da yansıttım yoksa bu amca hep böyle sıcak mı diye düşündüm. verdim bir kaç liracığımı amcaya ve bindim tünele. sonra paşa paşa eve geldim işte ve paylaşamadığım, içimde kaldığı için bu mutluluk yazmak istedim. kim okur bu yazdıklarımı benden başka bilmiyorum ama ben sadece paylaşmak istediğim anlardan olduğu için yazmak istedim. ve kapanış cümlesi: şu an çok mutluyum.. :)) (the end)
Eylül 16th, 2009 at 18:01
Senden başka bir de ben okurum bu yazıyı. Hem de sonuna kadar sıkılmadan, bir solukta.
Eylül 16th, 2009 at 23:17
ehe ehe :))
Eylül 27th, 2009 at 23:22
bence de Oya’dan başka bir sen okursun bu yazıyı…
Eylül 28th, 2009 at 01:13
aşk olsun ya o kadar mı bıktın benden ki hayatımla ilgilenmiyorsun ÇiÇi’m?