işte geldim burdayım
uzuuuuun bir aradan sonra tekrar yazmak gerçekten mutluluk verici. insan yazdıkça içi daha rahat oluyormuş, daha çabuk çare buluyormuş derdine.. yaz tatilinde trabzon’a gittik ailecek ve istanbul’a döndüğümüzden beri de gündüzüm ve hatta çoğu akşamım da bir tanecik yeğenime ait oldu. bebek bakımı konusunda gerçekten ustalaştım. asla yakındığımı sanmayın, o çok masum bir varlık. her ne kadar bizim kız hareketli olsa da sonuçta küçücük bir çocuk o. yemeğinden banyosuna, bezinden oyun saatine kadar herşeyini becerebiliyorum, deneyimliyim artık;) o nedenle ne internet ne gezme hiç biri olmadan geçirdim günlerimi, sadece nidoş.. bu arada yenilikler var hayatımda hemen anlatayım. ingilizce kursuna başladım kpds sınavı için. yüksek lisans başvurularında gerekiyor çünkü iyi bir dil notu. belgelerimi toplamam bitti sayılır yani avukatlık stajımı başlatacağım ekim gibi. mezun olmanın verdiği hiç bir hafiflik yok bunu belirteyim aksine hayatın yükünü almış oldum sırtıma. “ne yapacağım şimdi ben?” sorusu her gün beynimde fink atmakta. sıkıntılar sıkıntılar sıkıntılar.. yanımdaki sayılı dertortaklarım sayesinde biraz daha umutluyum şu günlerden. ramazanın etkisi fena oldu, kilo veririm derken sabitledim resmen kilomu. gece yemek kötü yaa.. bu gece annem geliyor trabzon’dan. artık gündüzüm de gecem de benim olacak. nida da anneme emanet. eğer sel ve yağmur işi durursa evime gideceğim ve artık eskisi gibi yaşamaya başlayacağım. (şu an abla ve abisinde yaşayan biriyim. biraz göçebe hayatı.) kafam elbette biraz daha net hayattaki planlarım açısından. ama bu demek değil ki her şey yolunda. yola sokmaya çalışıyorum düşüncelerimi. umarım bir sonraki yazıma evimde keyif yaparken başlarım.. yağmur başladı yine şakır şakır.. açık ve şekersiz bir çay içmenin tam zamanı..